blog

Musul, Bitcoin, Sabri Dino ve TSYD’nin Yeni Logosu

25 Ocak 2016

1) Şengal, IŞİD’in elinden alındıktan sonra yaşananları, insanların şehre geri dönüşünü ve daha da büyük resimde Musul’un IŞİD’den kurtarılması üzerine bölgeden (hatta cepheden) yazılmış sürükleyici bir yazı. Bununla ilişkili olarak, IŞİD’ın yayılma hızı, terör örgütü olmanın yanı sıra, devlet gibi davranmasının ardındaki planı deşifre etmeye çalışan bir Der Spiegel araştırması: “But apocalyptic visions alone are not enough to capture cities and take over countries. Terrorists don’t establish countries. And a criminal cartel is unlikely to generate enthusiasm among supporters around the world, who are willing to give up their lives to travel to the “Caliphate” and potentially their deaths.”

2) Suriye’deki karışıklığın göremediğimiz yanı, “the Scientist” Refai Hamo. Güven Sak’tan geliyor: “Biz, dün Sovyetler Birliği yıkılırken Türkiye’ye yönelen Azeri kökenli Sovyet vatandaşlarından nasıl yararlanacağımızı bilememiştik. Bugün de iç savaşın getirdiği yıkım ve ölümden kaçan Suriye vatandaşlarından nasıl faydalanacağımızı bilmiyoruz. Ortadaki beşeri sermaye hazinesini göremiyoruz. Üstelik bir türlü öğrenmiyoruz.”

3) Bitcoin sürdürülebilir değil. Bilgisayarların karmaşık şifreleri çözerek ürettiği tek bir Bitcoin’in elektrik sarfiyatı neredeyse bir hanenin elektrik sarfiyatıyla eşit. Bu çevresel açıdan sakıncalı ancak herkesin Bitcoin üretmesinin önüne geçmek amacıyla alınmış bir tedbir. Ayrıca Bitcoin üretiminin, daha doğrusu madenciliğinin ne gibi ortamlarda hangi boyutlara varabildiğini görmek için Motherboard’ın videosuna bakabilirsiniz.

4) Sürdürülebilirlik demişken, araba kullanmanın maliyeti düşerken, toplu taşıma fiyatları artıyor. Türkiye’deki araç ve yakıt vergilerine rağmen, İstanbul gibi büyük illerde bile bazı rotalarda toplu taşıma kullanmak daha ekonomik bir seçenek değil. Elbette İstanbul’un problemi başka. Bu da onun üzerine uzunca bir araştırma. Sürücüsüz otomobiller hayatımıza girince, araç sahibi olmak da, şehirlerdeki park yerleri de anlamsızlaşacak.

5) Yeni Türkiye Spor Yazarları Derneği logosndan yola çıkarak, ülkedeki genel üretimi eleştiren çok güzel bir analiz. “Shiny globe icon” Google araması yazının pik anı.

6) Socrates Dergi’yi düzenli takip edemez oldum. Aklımda kalan en güzel yazılardan biri de ilk sayıda yayınlanan Köprü ve Ötesi’ydi. İnternette de yerini almış sonunda. Hayal, gerçeklik, Beşiktaş, ufak hayranlıkların birbirine karıştığı manyak bir şey.

7) Türkiye’de televizyonlarda marka verme, ürün isim söyleme, logo gösterme gibi hareketler yasak. Bu güne kadar zoruma gidiyordu ve pek anlam veremiyordum açıkçası ancak bu videodan sonra daha mantıklı gelmeye başladı. “Avrupa’da da böyle” sendromu gibi gelecek kulağa ama aslında enteresan.

8) Osman Hamdi Bey ve en ünlü eseri Kaplumbağa Terbiyecisi üzerine güzel bir Twitter flood’ı